• Atılgan&Sak Hukuk Bürosu

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI AÇARKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

En son güncellendiği tarih: 24 Eyl 2019

Geniş anlamda zarar, bir kişinin hukuken korunan maddi veya manevi varlığında, hukuka aykırı haksız bir eylem veya sözleşmeye aykırılık nedenleri ile meydana gelen eksilmeler veya olumsuz anlamdaki etkilenmelerdir. Maddi tazminat, kişinin her türlü mal varlığında gerçekleşen para ile ölçülebilen eksilmeyi, manevi tazminat ise, para ile ölçülemeyen ancak kişinin gerçekleşen eylem nedeniyle yaşadığı üzüntünün ve psikolojik olarak yıpranmasının karşılığını ifade eder. Bu zararlara devlet kurumları, kişiler veya şirketler gibi tüzel kişiler neden olabilmektedir. Ancak devletin kişilere verdiği zararları başka bir makalemizde kaleme alacağız. Maddi ve manevi tazminat davaları birçok sebebe dayalı olarak açılabileceği ve her davanın kendi içinde farklı usul ve esasları olduğu için biz bu makalemizde konuyu sadece genel bir şekilde ele alacağız.


Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Hangi Sebeplerle Açılabilir?

Bu davalar,

-İş ve ya trafik kazalarından, (Destekten yoksun kalma tazminatı vb. tazminatlar)

-Doktor hatalarından (Malpraktis davası),

-Boşanma sebeplerinden,

-İş sözleşmesinden kaynaklanan sebeplerden, (Kıdem,ihbar,sendikal, kötü niyet tazminatı)

-Haksız eylem ve suçlardan,

-Telif haklarına yapılan ihlallerden,

-Sözleşmeye aykırılık hallerinden, (Ecrimisil tazminatı vb. tazminatlar)

-Kişilik haklarına yapılan saldırılardan,

-Meslek hastalıklarından,

-Mobbing'den (psikolojik taciz)dolayı açılabilmektedir. Bu sebepler saydığımız haller ile de sınırlı değildir.


Maddi ve Manevi Tazminat Davasını Kimler Açabilir?

Kural olarak, tazminatı, haksız fiil ve ya işlemden doğrudan zarar gören kişi isteyebilir. Somutlaştırırsak, boşanma davalarında aldatılan eş ve ya doktorun kendisine yanlış tedavi uyguladığı hasta tazminat isteme hakkına sahip olan kişidir. Ancak, haksız fiil sonucu bir kişi ölmüş ise, ölen kişinin eşi, çocukları, anne-babası ve belli şartlarda diğer yakınları da (destekten yoksun kalma tazminatı) tazminat isteyebilirler. Ayrıca, istisnai olarak, çok ağır bir şekilde yaralanan kişinin yakınları da zarar veren kişiden manevi tazminat isteyebilmektedirler.


Maddi ve Manevi Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?

Bu davalar, haksız eylem ve ya işlemi gerçekleştirerek zarara yol açan gerçek veya tüzel kişilere karşı açılmaktadır. Ancak bu konuda kanunumuzda farklı durumlar da vardır. Örnek vermek gerekirse, trafik kazalarında, araç sürücüsü, aracın ruhsat sahibi ve sigorta şirketi müteselsilen sorumlu olup tazminat davası üçüne birden açılabilmektedir. Aynı şekilde işçi-işveren ilişkisinde işçinin işini yaparken başka kişilere vereceği zararlarda, işveren zarardan sorumlu tutulabilmektedir. Yine benzer bir durum olarak, doktorun hatası sebebiyle maddi ve manevi tazminat davası açılacaksa, doktorun kendisine de çalıştığı kuruma da birlikte dava açılabilmektedir. Bu haller, dava sonucunda kazanılan tazminatın tahsil edilebilmesini kolaylaştırmaktadır.


Maddi ve Manevi Tazminat Davası Ne Zamana Kadar Açılabilir?

Tazminat davaları kural olarak, zarar gören kişinin zararı ve tazminat isteyebileceği kişi/kişileri (faili) öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zarar doğuran fiil tarihinden itibaren on yıl içerisinde açılmalıdır. Bununla beraber, zarara yol açan haksız fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa ( ölüm veya yaralanma meydana getiren trafik kazası ve ya iş kazası gibi) bu durumda ceza zamanaşımı uygulanır. Buna uzamış ceza zamanaşımı denir. Ceza zamanaşımları, suç tipine göre sekiz ile otuz yıl arasında değişebilmektedir. Genel kural bu olmakla birlikte bazı hallerde dava zamanaşımları değişebilmektedir. Örneğin, boşanma davasında talep edilecek maddi ve manevi tazminat, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren en geç bir yıl içerisinde talep edilmelidir. Zamanaşımı sebebiyle hak kayıplarına uğranabileceği için zararın öğrenildiği tarihten itibaren gecikmeden bir avukata danışmakta büyük fayda vardır. Zamanaşımı sürelerinin hesaplanması teknik bir meseledir.


Maddi Tazminat Miktarı Nasıl Hesaplanır?

Hakim maddi tazminat miktarı ve ödenme biçimini, tarafların olaydaki kusur oranlarını dikkate alarak belirler. Ayrıca olay sonucu zarar gören kişide bir maluliyet oluştuysa maluliyet oranı da tazminat hesabında göz önünde bulundurularak, özel hesaplama teknikleri ile tazminat hesabı yapılır. Ayrıca zarar görenin olayda varsa kusuru ve tarafların ekonomik durumları ile sosyal mevkiileri de tazminat hesabında hakim tarafından göz önünde bulundurulur.


Maddi Tazminat Davasında Hangi Zararlar İstenebilir?

Yasal düzenlemelere göre;

Ölüm halinde,

-Cenaze giderleri.

-Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

-Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar istenebilir.

Bedensel zararlarda ise,

-Tedavi giderleri,

-Kazanç kaybı,

-Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar,

-Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar istenebilir.


Sözleşmeye aykırılık ve diğer sebepler ile açılan maddi ve manevi tazminat davalarında hangi alacak kalemlerinin talep edilebileceğini başka bir makalemizde kaleme alacağız.


Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Hesaplanır?

Manevi tazminatın hesaplanması maddi tazminata göre çok daha zordur. Zarar gören kişinin hissettiği acı ve sıkıntıların teknik olarak belirlenebilmesi oldukça hassas bir konu olup, hakimin bu konuda oldukça geniş bir takdir yetkisinin olduğunu söyleyebiliriz. Ancak yine maddi tazminatta olduğu gibi manevi tazminat hesaplamasında da, tarafların ekonomik durumları, pozisyonları, kişilerin kusur oranları da hesaplamada hakime yardımcı olan hususlardır. Yaşanan olayın yarattığı acı ve elemde tazminat miktarının hesaplamasında göz önüne alınacaktır. Örneğin, basit yaralanmaya sebep olan bir trafik kazasına kıyasla ölüme sebep olan bir trafik kazası neticesinde açılacak davada hükmedilecek manevi tazminat miktarı çok daha yüksek olacaktır.


Maddi ve Manevi Tazminat Talep Edebilme Şartları Nelerdir?

-Kişiye maddi ve manevi olarak zarar veren eylemin, hukuka aykırı olması gerekir. Ancak bazen ortada ihlal edilen bir hukuk kuralı bulunmasa ve eylem sadece ahlak kurallarına aykırı olsa bile maddi ve manevi tazminat talep edilebilmektedir.


-Zarar verenin kusurlu olması gereklidir. Bu kusuru ve zarar miktarını zarar görenin ispatlanması gerekir. Mahkeme zararı bilirkişiye tespit ettirebilmektedir ancak zararın tam olarak tespit edilemediği durumlarda hakimin de hakkaniyet ilkesi uyarınca zararı belirleme yetkisi bulunmaktadır. Kural olarak, zarar verenin kusurlu olması gerekse de bazı durumlarda kusur olmasa bile zarar talep edilebilmektedir. Bu hallere ''kusursuz sorumluluk halleri'' denir.

Kusursuz Sorumluluk Nedir? Kişinin haksız eylemde kusuru bulunmasa bile sorumlu tutulmasına neden olan durumlara kusursuz sorumluluk halleri denir. Bir hayvanın verdiği zararlardan hayvanın sahibi kusursuz olarak sorumludur. Aynı şekilde işçinin işini yaptığı sırada başkalarına verdiği zararlardan işvereni ve aynı şekilde çocuğun verdiği zararlardan da ailesi sorumludur. Bir binanın sahipleri yapımındaki bozukluklardan ve ya bakım eksikliklerinden doğan zararlardan kusursuz sorumlulardır. Hatta motorlu taşıt sahiplerinin ve işletenlerinin de sorumlulukları böyledir. Ancak bu hallerde dahi, gerekli özen ve dikkatin gösterildiği ilgili kişilerce kanıtlanabilirse tazminattan sorumlu tutulmayabilirler.


-Son olarak tazminat talep edebilmek için zarar ile hukuka aykırı eylem arasında uygun bir ''nedensellik bağının'' bulunması gereklidir. Nedensellik yani illiyet bağı en basit şekilde haksız fiil ile ortaya çıkan zarar arasındaki sebep sonuç ilişkisidir .


Son olarak, Maddi ve manevi tazminat davalarında, zamanaşımı yönünden hak kaybı yaşanmaması, husumet yöneltilmesi gereken kişi veya kurumların doğru şekilde tespit edilebilmesi, davanın görevli ve yetkili mahkemede açılabilmesi, tatminkar ve hakkaniyetli bir tazminat miktarına ulaşılabilmesi ve dava sonunda hükmedilecek tazminatın icra takibi yoluyla elde edilebilmesi için bize göre sürecin uzman avukatlar ile yürütülmesi gereklidir. Huzurlu ve güzel günler dileriz.


Biz Neler Yapıyoruz?

Atılgan & Sak Hukuk Bürosu olarak, borçlar hukukundan kaynaklanan aşağıdaki davalarda temsil ve takibe yetkiliyiz.

·Maddi/Manevi tazminat davaları,

·Sebepsiz zenginleşme davaları,

·Alacak davaları ile bağlantılı icra takipleri,

·Kiralama ile buna ilişkin tüm davalar,

·Tapu iptal tescil davaları,

·Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan davalar,

·Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davalar,

·Ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davaları,

·Destekten yoksun kalma tazminatı davaları

açısından Avukatlık hizmeti vermekteyiz.


Konu hakkında daha fazla bilgi almak için, yorumlar kısmından bize soru sorabilir ve ya bizimle iletişime geçerek bizden randevu alabilirsiniz.

________________________

Bu makale tüm hakları saklı olarak, Av. Hikmet Çağlar SAK ve Av. Ata Sabri ATILGAN tarafından www.atilgansakhukuk.com sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Makalenin tamamı kaynak gösterilmek şartıyla ve ancak özel izin alınarak kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen yayınlanması şahsi ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. 23.09.2019





242 görüntüleme
  • LinkedIn Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Google+ Social Icon