top of page
  • Atılgan&Sak Hukuk Bürosu

ALACAKLARIN ENFLASYON KARŞISINDA ERİMESİNE ÇÖZÜM! HUKUKUMUZDA MUNZAM ZARAR KAVRAMI NEDİR?


Ülkemizde 2021-2022 yılı itibariyle para alacakları, enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğramıştır. Dava veya icra sürecine konu edilen alacaklar tahsil edilse bile sürecin sonunda eriyerek ciddi hak kayıpları oluşturmaktadır.


Günümüzde artan enflasyona rağmen mahkeme veya icra dairelerinde talep edilebilecek yasal faiz oranı %9‘da tutularak güncellenmemiştir. Maalesef bu oran alacaklının zararını karşılamaktan uzaktır ve borçlu tarafından suistimale açıktır. Alacaklı ödeme yapılmayan her gün için artan bir zarara maruz kalmaktadır.


Örneğin 100.000 TL'lik bir alacağınız var ve borcu tahsil etmek için dava veya icra sürecine gireceksiniz. Diyelim bir yılın sonunda bu davayı kazandınız. Fakat bu süreçte asıl alacak paranın alım gücü doğrultunda erir ve siz ancak %9 faiz talep edebilirsiniz. Oysa borçlu zamanında ödeme yapsaydı ve siz 100.000 TL'yi kur korumalı v.b. vadeli hesaba yatırsaydınız paranız değer kazanacaktı. İşte burada %9’luk faizden artan kısmı talep edebilmeniz için munzam zararı ayrıca talep etmeniz gerekir. Maalesef uygulamada vatandaşın bu zararı bilmediği ve sadece yasal faizi talep ettiği görülmektedir.


Bu durumda oluşan zarara ‘’MUNZAM (AŞKIN) ZARAR’’ denilmektedir. Yasal faizi aşan zarar munzam zarardır. Yani borçlu borcunu zamanında ödeseydi alacaklı bu parayı yüksek faizle, dövizle veya makul başka bir yatırımla değerlendirebilirdi. Oysa dava yolunun sonunda asıl alacak % 9 faizle dahi ödense uzun yargı süreci sonucunda ciddi bir değer kaybı ve zarar oluşacaktır. Bu zararın ve değer kaybının hukuken istenebilmesi mümkündür.


Munzam zarar ek dava ile talep edilebileceği gibi asıl alacakla beraber aynı dava ile de talep edilebilir. Munzam zararın talep edilebilmesi için öncelikle bir alacağın doğması gereklidir. Bu alacağa asıl alacak denir. Bu alacağa temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilebilmektedir. Buna rağmen enflasyon dönemlerinde temerrüt faizi ödense bile, asıl alacağın erimesi yüzünden borcun ifası zararı karşılamaktan çok uzakta kalmaktadır. Alacak güncel değeriyle, deyim yerindeyse kuşa dönmektedir.


Munzam zarar en kısa tanımıyla temerrüt faizi ile karşılanamayan ve onu aşan bölüme ilişkin zarar olarak tanımlamıştır.


Munzam zarara somut bir örnek vermemiz gerekirse, tüketicinin yüklenici ile bir ev yapım sözleşmesi (eser sözleşmesi) kurduğunu ve bir nedenle yüklenici ile hukuki uyuşmazlık yaşayıp davalık olduğunu düşünelim. Dava sonunda davacının anapara ve faizini almasına rağmen aynı evi yaptırması mümkün değilse artık aradaki farkın munzam zararı oluşturduğu kabul edilir.


Munzam zararın talep edilebilmesi için aynı gecikme tazminatında olduğu gibi borçlunun temerrüde düşmesinde KUSURLU olması gereklidir. Borçlu kusursuz olduğunu ispat edemedikçe bu zararlardan sorumlu tutulur.


MUNZAM ZARARIN İSPATI NASIL YAPILIR?

Genel bir hukuk ilkesi olarak, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Munzam zararın ispatı konusunda yüksek mahkemeler uzun yıllar boyunca yukarıdaki ilke uyarınca davacıdan zararını somut delillerle kanıtlamasını aramıştır. Ancak 2018 yılından itibaren verilen kararlarda bu görüş değişmiştir.


Munzam zarar alacaklısının alacağına geç kavuşması sebebiyle temerrüt faizini aşan zararını kalem kalem ispat etmesine gerek olmayıp, her yıl gerçekleşen enflasyon oranı, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, döviz kurları ve diğer yatırım araçları ile ilgili belgeler resmi kurumlardan getirtilerek, uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle gerçek/aşkın zararın belirlenmesinin yeterli olacağı ifade edilmiştir. Yargıtay’ın güncel tarihli verdiği bir kararda munzam zararın varlığı için somut ispat yükümlülüğünün gerekmediği ifade edilmiştir. Ancak mahkemelerden aksi yönde kararların çıktığı da görülmektedir.


Günümüzde olduğu gibi, paranın alım gücünün düştüğü ve enflasyonun normal seviyelerin üzerine çıktığı dönemlerde munzam zararın ispatı için ağır şartlar aranmayacağı konusunda içtihatlar yerleşmiş olup, bu dönemlerdeki talepler için sıkı kanuni şartlar ve somut deliller aranmayacak olup yukarıdaki Yargıtay kararındaki hesaplama esaslarına göre karar verilecektir. Ancak bahsedilen enflasyonist dönemler dışındaki zamanlarda, somut olarak munzam zarar kalemlerinin ispatı gerekecektir.


MUNZAM ZARAR TALEPLERİNDE ZAMANAŞIMI SÜRESİ NEDİR?

Munzam zarar asıl alacak davası ile birlikte istenebileceği gibi ayrı bir dava ile de istenebilir. Munzam zarar taleplerinde zamanaşımı 10 yıldır.


Genel hatlarıyla anlatmaya çalıştığımız bu süreçlerde hak kaybına uğramamak için bir avukattan hukuki yardım alınması tarafların menfaatine olacaktır.


Konu hakkında daha fazla bilgi almak için, yorumlar kısmından bize soru sorabilir ve ya bizimle iletişime geçerek bizden randevu alabilirsiniz.

________________________

Bu makale tüm hakları saklı olarak, Uzm. Arb. Av. Hikmet Çağlar SAK ve Av. Ata Sabri ATILGAN tarafından www.atilgansakhukuk.com sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Makalenin tamamı kaynak gösterilmek şartıyla ve ancak özel izin alınarak kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen yayınlanması şahsi ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. 30.11.2022




160 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page